AK Parti biraz içine kapandı

AK Parti biraz içine kapandı

Aktif siyaseti bırakan AK Parti İzmir eski İl Başkanı, eski milletvekili Aydın Şengül, kendisine iftiralar atıldığını söyledi, rahatsız olduğunu belirtti. Şengül, partisinin geldiği durumdan FETÖ'ye kadar çarpıcı açıklamalar yaptı.

A+A-

RÖPORTAJ: HASAN ÇÖLMEKÇİ

AK Parti İzmir'de iki kez il başkanlığı bir dönem milletvekilliği yapan, sözünü esirgemez, 'şahin' ama bir o kadar da hoşgörülü tavrıyla dikkat çeken Aydın Şengül, ofisinde mansetturkiye.com'a açıklamalar yaptı. Ekonomik bağımsızlıkla siyasette başarının iç içe olduğunu söyleyen Şengül, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendine sitem ettiği bir olayı da anlattı. Hakkında dedikodular çıkarıldığı için rahatsız olduğunu bu yüzden siyaseti bıraktığını belirtti. FETÖ'nün bitmediğini, AK Parti iktidardan inse bile devletin mücadeleyi sürdüreceğini söyledi. İşte sorularımız ve Şengül'ün cevapları:

 

İzmir'de AK Parti'nin ilk kuruluşundan bu yana varsınız. İlk başlarda İzmir'de partinize karşı bir direniş olsa da bunun kırılmasında en önemli etkenlerden biri de sizin çabalarınız oldu. AK Parti'ye insanların yakınlaşmasını nasıl sağladınız?

- Ben siyasete girdiğimde hiçbir zaman kimseye önyargılı olmadım. İnsanları belirli kalıplara sokup değerlendirmedim. Yaşam tarzım ve hayata bakışım itibariyle de bütün insanlara ön yargılı olmayan, hepsine eşit mesafede yaklaşan bir kimliğim var. Bir duruşum var. Belki onun yansıması oldu. Hiçbir zaman radikal olmadım, hiç bir zaman tutucu olmadım. Başkalarının yaşam tarzıyla, günahlarıyla ilgilenmedim, uğraşmadım. Ben kendime baktım. Herkesi olduğu gibi kabul ettim. Olduğu gibi değer vermeye çalıştım. Siyaset tarzım da o. Her siyasi partinin belli bir ideolojisi, hayata bakışı olabilir ama bunlar çok keskin, çok ayrıştırıcı olmamalı. Daha ortak noktalarda halkı birleştirmeli. Bana göre siyasi partiler sonuçta millete hizmet etmek için oluşan kurumlar. Hepsinin amaçları, hepsinin hedefleri aslında aynı. Hal buyken ayrıştırarak, kutuplaştırarak topluma ne kadar faydalı olabilirsin. Benim bakış açım bu... Bazen bu tutumum içeride eleştiri konusu oldu. Bazen ise dışarıda hoşgörüyle karşılandı. Bu ülkenin tüm siyasi partilere ihtiyacı var. Hepsinin bir kitlesi, inananı var...

 

Rahmetli Turgut Özal gibi düşünüyorsunuz...

- Evet yani. Kucaklayıcı olmalı. İnsanları yargılamadan, insanları eleştirmeden kendini eleştirmen, yargılaman gerek. Biz kendi eksiklerimizi, kendi hatalarımızı, insanları eleştirerek kapatmaya çalışıyoruz. Bir de biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. Eğitim olarak da gelişmekte olan bir ülkeyiz. O süreç devam ediyor. İnşallah daha iyisi olacak. AK Parti kurulduğundan beri bu ülkeye ciddi katkıları, yararları oldu. Yanlışları, hataları da mutlaka vardır.

 

İlk kurulduğu yıllarla, bu yıl arasında bir değişiklik görüyor musunuz partinizde. Olumlu ya da olumsuz.

- E tabi bazı değişiklikler, gelişmeler oldu. Daha önce hemen her kesimi kucaklayıcı, daha sahiplenici bir yapısı vardı. Süreç içerisinde biraz daha kendisine kapanmaya başladı. Bir takım sıkıntılar, sancılar var. Umarım bunlar en kısa sürede teşhis edilip sonuca gidilir.

 

Sizi siyasetle ilk tanıştıran kimdi?

- Ali Aşlık beydir. Kendisi il başkanı olunca beni il yönetimine davet etti. O zamanlar sıfır siyasi geçmişi olan birini aldı, yönetime soktu. Başkan yardımcısı yaptı, teşkilat başkanlığı görevi verdi. İzmir'deki teşkilatın kurulmasında çok ciddi katkılarımız oldu. Ben de İzmir'e yeni siyasi yüzler kazandırdım. İzmir'in hangi köyüne, hangi beldesine, hangi ilçesine, nereye gidersek gidelim orada, geçmişte birlikte koşturduğumuz, çalıştığımız bir arkadaşımız mutlaka vardır. Hala bir kısmı görevde... Hepsiyle görüşüyoruz.. Siyasetin en güzel yanlarından biri de budur. İnanılmaz bir çevreniz, geniş bir aileniz oluyor. Ortak idealleriniz, ortak hedefleriniz oluyor. Sonrasında da nostaljisini yaşıyorsunuz.

 

Yeni siyasete atılanlara mesajınız var mı?

- Ailenizi ve işinizi ihmal etmemeniz lazım. Eğer kendinizi kaptırıp ihmal ederseniz huzurunuz kaçar. Ben gençlere de sık sık bunu tavsiye ediyorum. Eğer ailenizi ihmal ederseniz, işinizi kaybederseniz siyasette de başarılı olma şansınız kalmaz. Önce kendi içinde, çevrende huzuru, barışı bulacaksın ki siyasette de başarılı olasın. Siyaset yapacak kişinin mutlaka ekonomik bağımsızlığını kazanmış olması gerekir. Kimseye ihtiyacı olmaması lazım. Ekonomik bağımsızlığını kazanamayan birisi faydalı olamaz, siyasetteki kötü emelli kişilere malzeme haline gelir. Maalesef siyasetten nemalanmak isteyen bir çok kişinin siyasete girmesine kanal olundu. Bu yüzden de siyasetin ciddi anlamda kalitesi düştü. Vasıflı, bilgi birikimli, ekonomik özgürlüğünü kazanmış deneyimli kişiler siyasetten kaçmaya başladı. Gönül işi bitti.

ce56e7d3-d754-4721-964f-1ecb629cd823.jpg

İl Başkanlığı, milletvekilliği yaptınız. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için temayülde adınız önde çıktı. Ama aday yapılmadınız. Belediye Başkanlığı içinizde ukde mi?

- Siyasi hırsları, ihtirasları olan biri değilim. Öyle bir beklentim de yok. Çok genç yaşlarda il başkanlığı, milletvekilliği yaptım. Ülkeye hizmet etme şansım oldu. Çok şey öğrendim. İnsanları yeniden tanıdım, hayatı yeniden tanımladım. Ciddi bir çevremiz oldu. Devleti tanıdım. Devletlerarası ilişkiler konusunda ciddi deneyimimiz oldu. Dünyada neler döndüğünü, gördüğümüzün arka planında neler olduğunu anlamaya başladık. Yani başka bir boyut, başka bir bakış açısı geldi. Bu anlamda ciddi kazanımlar elde ettim. 17 yıl koşturduk ettik. Artık gençlerin önünü açmak gerek.

 

Ama siz de gençsiniz, erken bir karar değil mi?

- Ben daha arka planda kalıp, genç arkadaşlarımıza destek olmak, yön göstermek, tecrübelerimizi paylaşmak istiyorum. Biraz daha aileme, işime zaman ayırmayı seçtim. Çünkü çocuklarımız büyüdü, yetişkin oldu. Üniversitede okuyorlar. Okullarını bitirecekler, iş hayatına atılacaklar. Kritik bir süreç. Bu yüzden önümüzdeki 5-10 yıl içinde ailemle, işimle gücümle ilgilenmek istiyorum.

 

Sonrasında aktif siyasete dönüş olur mu?

- Yani kafamda yok. İlla siyaset olsun diye bir şey düşünmüyorum. Bir beklenti içinde de değilim. Ha yarın ne olur, ne biter onu bilemem ama benim öyle bir hedefim yok. Çok yoruldum. Riyakarlıktan yoruldum, siyasetin iki yüzlülüğünden, sahte yüzünden yoruldum. Adaletsizliğinden yoruldum. Anlatabildim mi...

 

Haksızlığa uğradım dediğiniz oldu mu?

- Yani herkes haksızlığa uğramıştır. Herkes kendine göre haklıdır. Ama bir beklenti içinde olursanız kendinizi haksızlığa uğramış sayarsınız. Benim bir beklentim yoktu.

 

Vefat eden özel yetkili bir savcı vardı, Murat Gök... Sizden, seçim öncesi İzmir'e gelecek olan zamanın Başbakanı Tayyip Erdoğan ile görüşme ayarlamanız için talepte bulunmuştu. Siz de ayarlamıştınız. Sonra o savcı sizi Başbakan'a şikayet etmişti. Neydi o olayın perde arkası?

- Eğer önemli bir mevkide, makamda olursanız, hedef haline geliyorsunuz. Birilerinin ayağına basıyorsunuz. Kimsenin emir eri olmuyorsanız, onlara itaat etmiyorsanız onlar için tehdit oluşturuyorsunuz. Benim ayarladığım randevu sayesinde o zaman başbakan olan cumhurbaşkanımızla konuşan Savcı, bana ve valiye (o zaman Cahit Kıraç idi) operasyon yapacağını, gözaltına aldıracağını söylemiş. O zaman da seçim dönemiydi. Bana yapılan, FETÖ'nün ilk operasyonudur. Seçimden sonra başbakanımızla yüz yüze görüştüğümde, “beni görüştürdüğün adam seni şikayet etti. Nasıl güvenip de bu adamları getiriyorsunuz görüştürmeye. Araştırma yaptık, baktık adam yaramaz çıktı” diye bana kızdı. O zamanlar biz olayın farkında değiliz. Adamlar devlete sızmaya çalışmış. Bilmeden FETÖ'cülerin partiye girmelerine engel olmuşuz. Bize takmışlar, o takıntı hala devam ediyor. Ben hala FETÖ'nün belli oranlarda aktif bir şekilde devam ettiğini düşünüyorum. Hala tam anlamıyla bitti diyemeyiz. Ciddi darbe aldı, ciddi temizlik yapıldı ama mücadeleye devam etmemiz lazım.

 

AK Parti iktidardan inerse FETÖ canlanır mı diyorsunuz?

- Sanmıyorum. Devletin ona izin vereceğini düşünmüyorum. Devletin bir aklı var. Partiler değişse bile devletin aklı değişmez. Kendini koruyan bir yapısı var, onun devreye gireceğine inanıyorum. Öyle umut ediyorum.

 

Yeni partiler kurulma aşamasında ve bu partiler sizin partinizin içinden gelenler tarafından kurulacak..

- Ee tabi, 17 yıl iktidarda kalıyorsunuz. Farklı yaklaşımlar oluyor, düşünceler ortaya çıkıyor. Dolasıyla parti içinde ayrışmaya, kopmalara neden olabiliyor. Herkesin kendine göre bir gerekçesi var. Dinlediğinizde herkesin kendine göre haklı nedenleri, söylemleri var. Ben de bunları kamuoyundan takip ediyorum. Yani arka planında kim var, ne var onu bilmiyorum. Süreç neyi gösterir onu da bilmiyorum. Yani çok da ilgilenmiyorum. Kim ne kurdu, ne yaptı ilgi alanım değil.

 

Sizi de davet edebilirler mi?

- Ben, söylediğim gibi aktif siyasetle uğraşmayacağım. Düşünmüyorum. AK Parti'nin bir üyesiyim. AK Parti ile bir gönül bağımız var, o devam ediyor. Aktif siyaseti düşünmüyorum. Ne AK Parti'de, ne de başka partide... Böyle bir talebim de yok, isteğim de... Biraz kendime vakit ayırmak istiyorum. Çünkü siyasette açık ve şeffaf olmanız birilerini rahatsız ediyor. Belli bir gücü ele geçirenler, kendilerine sadece itaat edilmesini istiyor. İtaat etmediğiniz sürece siz onun için tehdit oluyorsunuz. Ve biz de birileri için herhalde tehdit oluşturduk, bize 'eyvallah' dedi, çekildik. Allah yollarını açık etsin yani..

 

Çekilmeniz için baskı mı geldi?

- Yoo baskı değil. Orada o kadar çalışmamıza rağmen bir sürü dedikodular çıkarıldı, sözler söylendi... Beni rahatsız etti. Her zaman herkesin istediği şekilde hareket etmeyebilirsiniz. Herkesi memnun edemezsiniz. İnsan sizin bakışınıza, yürüyüşünüze takılıp her türlü iftirayı atabilir. Bu siyasetin doğasında var. Siz bu dedikodulara, iftiralara inanarak, araştırmadan tek taraflı yargıya varırsanız büyük bir haksızlık ve adaletsizlik yaparsınız.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.