Ayşem KALYONCU

Ayşem KALYONCU

BİR HAFTADA VIVAMAYR FELSEFESİ

A+A-
 
Terapi, tedavi ya da kür ne isim takarsanız takın Mayr felsefesi gerçekten işe yarıyormuş.
Bir haftanın sonunda son kontrolde tam 2.5 kilo verdiğimi görünce sevincimi anlatamam. Hem de giden; vücuduma şok diyetler sonrasında her zaman geri gelen su, ödem değil, gerçek olarak yağ idi.
Sindirim sistemimiz, bağırsaklarımız ve genel sağlığımız arasındaki bağlantıyı ilk keşfeden Dr. Mayr sayesinde insanlar, ilaçların tedavi edemediği, doktorların açıklama getiremediği rahatsızlıklarından kurtulmuşlar.
Dr. Mayr felsefesi diyor ki :
Bağırsaklarımız bitkinin kökleri gibidir. Eğer kökler topraktan ihtiyaç duyduğu besinleri, enzimleri, mineralleri almazsa, bitki zaman içinde hastalanacaktır.”
Dr. Mayr’ın yolundan giden Dr. Stossier, VivaMayr’ı klinik havasından çıkarmış, insanların spor yapabileceği, masajlar ve terapilerle hoş vakit geçirebilecekleri, lezzetli ve sağlıklı yemek tariflerini öğrenecekleri, harika doğa manzarası eşliğinde keyif alanı haline getirmiş.
Burada geçirdiğim bir hafta (önerilen 2 veya 3 hafta) sonunda, sadece kilo vermedim, beyin ve beden enerji metabolizmamı dengelemeyi öğrendim.
Yemeğe, kendinize ve bedeninize olan saygınız artıyor. Kendiniz ile baş başa kalınca dünyaya bakış açınız bile değişiyor.
 
SİNDİRİM SİZTEMİMİZ İÇİN ALTIN KURALLAR
 
Çiğnemek...
Burada ki ilk kural; lokmanızı en az 50 kez çiğnemeniz isteniyor. Bu arada kesinlikle dijital hiçbir şey yemek masanızda olmayacak. Yemek seansları arasında restoranda, oturma alanında her yerde internet bağlantınızı kesiyorlar. Yemeğinize yani lokmanızı çiğnemenize odaklanmanız isteniyor.
Böylece sindirim ağızda başlıyor, mide ve bağırsaklar daha az güç sarf ederek yemeği sindiriyor. Arta kalan enerji de sizin oluyor. Mayr felsefesini anlatırlarken bana şunu söylediler:
Yemekleri ne kadar çok çiğnerseniz o kadar az yersiniz. Çok çiğnemek beyne tokluk sinyalinin ulaşması için gerekli zamanı ve besinin bileşenlerine daha kolay ayrılmasını sağlıyor, sindirim kolaylaşıyor.
Yemekte su içmek yasak. Çünkü sindirimi ağızda başlatmaya yardımcı olan salya, yemekte içilen suyla etkisiz hale geliyor.
Yemekten yarım saat önce su içmeyi bırakıyorsunuz. Yemekten 1.5 saat sonra su içmeye başlıyorsunuz. İçerseniz, mide asidi seyreliyor ve sindirim çalışmıyor. Yemekte başka içecekler de içilmemeli. Mecbursanız 1 kadeh sek şarap, o da minik yudumlarla... (ancak 3 haftalık tedaviden sonra).
Yemeğinizi aceleye getirmeden, sakin bir ortamda, mümkünse konuşmadan yemeniz öneriliyor.
Saat 15.00’ten sonra çiğ sebze ve meyveleri unutun. Çünkü bağırsaklarımız bu besinleri sindiremiyor. Meyve ve salata için en doğru vakit sabah ve öğlen.
Akşam yemeği en geç 19.00’da sona ermeli. Çorba, sebze ve balık tercih etmelisiniz. Daha sonra sadece bitki çayları ve su tüketmelisiniz. Ağzınız çiğneme hareketini yapmamalı. Böylece siz yatağa girmeden sindirim tamamlanmış olacak.”
Bir hafta boyunca bütün söylenenleri bire bir uyguladım. Son günlere doğru gerçekten doyduğumu, artık hızlı yemek yemenin midemi rahatsız edeceğini fark ettim. Şekeri de hayatımdan çıkararak yerine bal ve akçaağaç şurubunu koyuyorum bundan böyle.
Çay ve kahveye gelince…Onların yerini de bol bol bitki çayları alıyor.
Günde bir bardak kahve, çay içmekte sıkıntı yok” demiş olsa da güler yüzlü Dr. Fischer şimdilik canım o kadarını bile istemiyor.
Viva Mayr’den en kısa zamanda yeniden geri gelmek üzere ayrılırken deneyimlerimi sizlerle paylaşmaktan hem mutlu oldu , hem de akşamlarım sayenizde daha çabuk geçti.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum