Cemal GÜLAS

Cemal GÜLAS

ZAMANIN TANIĞI

A+A-

Ömrüm içinde kaç geceyi gündüze kavuşturduğumu hatırlamıyorum, Gün ışıkları karanlığı yırttığında yol çağırmaktadır beni, sıcak yataktan usulca süzüldüğümde yüreğime damlayan özlemlerim, daha kapıdan çıkmadan göl oluverir gönlüme. 

Sessizce süzülürüm yollara. Henüz kentin ışıkları sönmemiştir; mekanik nehirler taşmamıştır. Mesafeler düşüncelerimden daha kısadır… 

Sonraki günler sessizliğin ve kimsesizliğin hükmü altındadır ve günler hızla akmaya devam eder… 

Her gündüz geceye kavuştuğunda özlemlerim alev, alev 

yakar içimi; şömine alevinin kızıla boyadığı evimin odası tüter gözümde… 

Yinede dönmem evime, merakıma teslim olurum. Bilirim ki çekilen kürek; dönen tekerlek; atılan bir adım doğacak her gün, beni yeni öykülere farklı meraklara taşıyacak…

İşte bu meraklardır yorucu görünen hayatımın dayanma noktası…

İçimdeki merak arttıkça bildiklerimin hızla eridiğini, bana yetmediğini hissettim.  

Yaşlı bir Yürüğün kara çadırın kapısındaki nasihati yaşadığım çağı ışıkla yazı yazarak kayıt almam gerektiğine beni ikna etti. 

Çevresindekilerin kendi hayatı içinde hızla değişişini şü cümlelerle anlatıyordu bana:

“Güne bakanlar dahi güne bakmaz oldu...  Güneş geldi mi yaktı, gitti mi dondurdu. Toprağa su diye verdiğimiz tuz oldu kavurdu. Rüzgâr bu sonsuz bozkırda tozumuzu savurdu. Soluk alamadık, mahsulün bereketini bulamadık. Göçerdik, köylü kalamadık. Köylüydük şehirli olamadık. Bize ne oldu oğul.”

Bize ne odluyu ya da ne oluyordu bir fotoğrafçıdan başka kim daha iyi gözleyebilir diye düşündüm ve Anadolu’nun görsel bir envanterini çıkarmağa karar verdim.

Korku yerine merak, yorgunluk adına sonsuz bir inada sahip olduğumu düşündüm. 

Zaman tasarruf edemediğimiz bir kavram istesek de istemesek de geçip gidiyor, dün derken yarınlar dün dünler öbür gün olular.

Geriye dönüp baktığımda mutlu olduğum çok iş başardım diye düşünmeden edemiyorum. 

Anadolu’nun dağlarının sise teslim doruklarında vadilerinde ovalarında ayağımızın değmediği çok az toprak kaldı… Dedem derdi ki : “Her insanın toprağı doğduğu yerden ödünç alınır eğer öldüğünde oraya iade edilmezse ruhu ülkesine borçlu kalır.” Ben yaşadığım toprakları tanımayı yaşarken bu topraklara borcumu yapabildiğim işin en iyisini yaparak ödemeğe kararlıyım. 

Birersel meraklarım toplumsal değerlerin oluşmasında küçük katkılar olarak karşıma çıktıkça sorumluluk duygularım gelişti. 

Arı misali ben bal yapıyorum, bir gün bu balı hasat edecek birilerinin olacağından eminim…

Arazide olmak insana asla denetleyemeyeceği olay ve nesnelerle yan yana yaşamayı öğretiyor;

Hayatta karşınıza çıkabilecek sürprizlere karşı bilincinizi açık tutarken sabırlı olmayı izlemeyi unutamayacağınız bir şekilde belleğinize yerleştiriyor.

Ben doğru bildiklerimi dostlarımın da yardımı ile geliştirerek hayat yolundaki serüvenime yürüyorum. Deneyimlerim ve yaşadıklarımdan sonsuz hayatın insanlığa bıraktığımız mirasla mümkün olabildiğini düşünüyor ve kendi çapımda bu yolda bir çaba harcıyorum. 

Gelecek için günümüzde görüp ulaşabildiklerimi ışıklarla yazı yazarak kayıt altına alıyorum. Ben zamanın tanığıyım…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.