Cemal GÜLAS

Cemal GÜLAS

İNİMDEN İLK MEKTUP

A+A-
Yolculuklarıma önce hayal kurarak başlarım; Dünyanın üstündeki kuzey kutbuna yürüyerek gitme fikri daha çocukken düşlediğim bir seyahatti.
Yolculuk ve hayal benimdi ama sonuçta bu davranışım yaşadığım ülkede başka insanlara dünyayı merak ettirecek pencereler açıyor.
Günümüzde sahip olduğumuz her kolaylığın temelinde merak ve ilginin payı büyüktür.
Bana göre İnsanlığın, çıra ışığından lazere gelen yoldaki en büyük silahı hayal gücüdür.
Yüzyılımızda, toplumsal iletişimde ve bilgi aktarımında yazının yerini görsellik almaya başladı.
Görselliğin yazı ve sözün önüne geçmesi ile ben de en yakınımdakilere tarifinde bile zorlandığım hayallerimin, hayatımın, parçalarını taşımak üzere fotoğraf çekmeye başladım.
Yorucu yolculuklarımdan evimin güvenli ortamına her dönüşümde dostlarımla yaşadıklarımı fotoğraflarım aracılığı ile paylaştım.
Bana göre yaşadığımız çağ insanlık tarihi için çok önemli.
Bedensel olarak MÖ. 6000 yıl önceki atalarımızla aynı fiziksel özelliklere sahip olmamıza karşılık bugün bizim hayatımızdaki her şey o zamanki atalarımız için mucizelerde bile düşünülemeyecek unsurlar içermekte…
Oysa dünyamız o günkünden pek de farklı değil. Her, gün batımını izlerken neandartellerin nasıl yok olduğunu düşünmeden edemiyorum.
Günümüz dünyasını tanımak adına yaptığım seyahatlerde çektiğim fotoğraflar, giderek yakın çevremden sergi salonlarına kitaplara taşınmaya başladı.
Görülmeyeni paylaşmanın onuru ile ben de seyahatlerimi insan gözüne uzak yerlere taşımaya başladım.
İnsanların, benim fotoğraflarıma saklanmış buldukları gizemi, iddiayı; bana göre fotoğraflarım değil o fotoğraflara ulaşmak için gösterdiğim çaba hak ediyor.
Bana göre neandartellerin sonunu hazırlayan şartlar homosapienler için de yavaş - yavaş gerçekleşiyor. Bu nedenle seyahatlerim daha uzun süreli olmaya başladı.
Bana niye bu kadar koşturduğumu soranlara verebileceğim tek bir cevap var: “siz niye koşturmuyorsunuz zamanı sonsuz, ömrünüzü uzun mu buluyorsunuz…”
Yıllar o kadar hızlı tükeniyor ki dün diye hatırladığım günlerle bugün arasındaki fiziksel değişikliğimi gözle görebiliyorum.
Ben hızla değişen hayatın içinden görüntüleri, fotoğraf ve film karelerine hapsederek donduruyorum.
Bu kareler ileride meraklısının gözünde yeniden canlanacak ve yaşadığımız zamanı uzun tariflere gerek kalmaksızın anlatacaklar diye düşünüyorum.
Bu nedenle Anadolu’nun görsel coğrafya envanterini hazırlıyorum.
Kısacası gelecek için zamanıma tanıklık ediyorum. “Ben zamanın tanığıyım…”
Bana göre Anadolu dört iklimi bünyesinde barındıran bir hazine.
Son yıllarda üzerinde yaşayan bizler, doğanın bu zenginliğini pek dikkate almamışız; bilimde, sanatta dünyanın kabul edeceği çıkışlar yaratamamışız.
Üç kıtanın birleşmesi ile oluşan yarımadamızdaki doğal zenginlik, Avrupa’dan ziyade, ülkemize ait birçok tür literatüre bizlerin değil yabancı bilim adamlarının merakı sonunda kazandırılmış.
Aslında benim yola çıkış nedenim bana bunları düşündüren sebeplere bir tür isyan etmek.
Seyahatlerimin hayatıma kattıkları beni bize taşıdı.
Çalışmaların sonuçları, taşıdığımız riskleri, yorgunlukları unutturacak kadar keyiflidir.
En yakınımdakilerin ve benim vücudumuza aldığımız darp ve yaralar bizi sevenleri üzüyor ve soruyorlar. “bunca riski niye göze alıyorsunuz, korkmuyor musunuz?”
 
Ben karşı bir soru ile cevap veriyorum; Korkuyorum ama merakım ve gördüklerimizin cazibesi tüm korkumu unutturuyor “niye bunu sormuyorsunuz.”
Yıllardır, insan gözüne uzak yerlerde öylesine kayboldum ki bir kare fotoğraf çekebilmek için bazen günlerce yokluklarla mücadele etmek zorunda kaldım.
Çalışmalarımın bazıları ülkemizin ekolojik zenginliği içinde yüzyıllardır var olan tatların dünya çapında tanınmasına vesile oldu.
Çalışmalarımı donuk fotoğraf karelerinden hareketli film karelerine taşımam gerektiğini Küre dağlarında bir mağarada anladım.
Yeşil orman denizinin insan gözünden sakladığı bir boşlukta ilk kez fotoğraf, içimdeki heyecanı ifade etmeye yetmedi.
Bu yer, Küre dağlarında, Cide Şenpazar arasındaki Dağlı Kuylucu idi..…
Çalışmalarımız Zamanın Tanığı adıyla yayınlanmaya başladı ve kısa zamanda büyük beğeni kazandı..
Başlarken demiştim ki; Görselliğin yazı ve sözün önüne geçmesi ile bende en yakınımdakilere tarifinde bile zorlandığım hayallerimin, hayatımın, parçalarını taşımak üzere fotoğraf çekmeye başladım.
Ancak seyahatlerde fotoğraf ve filmler le ifade edemediğimiz bir şey var duygularımız.
Geride bıraktığımız otuz beş yılı hatırlarken geleceğe notlar düştüğüme emin oldum.
Sorumluluklarım artıkça ben biz oldu, “bizin” benden daha başarılı olduğunu gördüm.
Unutmayın “biz sizi de içine alan bir kavramdır.” Hep beraber.
Ülkemizi; yaşadığımız coğrafyayı tanımak zorundayız.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.