Murat YANKI

Murat YANKI

KARADENİZ’DEN İYONYA’YA... 9 EYLÜL ANISINA..

A+A-

Tarih tekerrür eder mi çok emin değilim ancak tarihin kendi içinde bir matematiği olduğunu düşünüyorum.

Bu yazının konusu da tarih sayfalarına Efes Akşamı olarak geçmiş olan, 2 bin yıl kadar önce yaşanmış, Karadeniz’den başlayıp Ege’de sonlanmış bir kurtuluş öyküsü...

Modern Türkiye’nin kurtuluş mücadelesinin 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’dan başladığını, Samsun’un devamında Havza’daki temaslar ve özellikle Amasya Genelgesi ile ideolojik olarak oluşmaya başladığını bilmekteyiz.

Bu mücadelenin sembolik sonu da 1922 yılının 9 Eylül'ünde İzmir’de gerçekleşti.

Anadolu, dışarıdan gelen ve kendisine yabancı olan bir etkiye ve emperyalist işgale karşı başkaldırdı bu hareketle.

Bu başkaldırının çok benzeri MÖ 1. yüzyıl başlarında yine aynı coğrafyada yaşandı. Başkaldırının hareket noktası da yine Amasya civarı, sona erdiği yer ise İzmir’in yalnızca 75 km güneyindeki Efes’ti. Hareket, bir Sinoplu komutanın öncülüğünde gelişti ve işin ilginç tarafı bu komutan da büyük bir savaşçı olmanın dışında bağımsızlık tutkunu bir antiemperyalist kişilik, aynı zamanda 20’den fazla dil konuştuğu söylenen son derece zeki ve entelektüel bir liderdi. Anadolu’nun yetiştirdiği, tarihin de en büyük komutanlarından biri olan bu kişi Pontus Kralı VI. Mithridates’ti.

Öncelikle Mithridates’ten kısaca söz edecek olursak; bu büyük Anadolulu kralı, babası V. Mithridates’in MÖ 120’lerdeki şüpheli ölümünün ardından 13 yaşında kral oluyor.

Ancak iktidara giden yol ne yazık ki oldukça dikenli; zira babası, büyük olasılıkla annesi kraliçe Laodikya’nın da karıştığı bir komplo sonucu öldürülmüş. O da aynı sona uğramamak için tarihte ilk kez, adına sonradan Mithridatum denilecek bir tür antidot, yani panzehir geliştiriyor ve bir anlamda zehir biliminin kurucusu oluyor.

Bunu da hırslı bir kadın olan annesinin onu zehirleme olasılığına karşı kullanıyor.

Bu olağanüstü adamın yaşamı kuşkusuz ayrı bir yazıyı hak ediyor. Ancak buradaki konumuz başka. O da Mithridates ve Roma İmparatorluğu ilişkisi.

Roma İmparatorluğu doğuya doğru genişleme sürecinde Anadolu’ya büyük önem veriyor. Ve Anadolu’yu ele geçirmek için Romalılar deyim yerindeyse yapmadık dümen bırakmıyorlar. Bu arada Anadolulu işbirlikçilerin yardımı sayesinde bir hayli de yol alarak Batı Anadolu’yu ele geçiriyorlar.

Anadolu halkları bu durumdan oldukça rahatsız bu arada. Bu rahatsızlığın pek çok da nedeni var. İlk olarak suyu, güneşi bu kadar bol bir coğrafyayı müsrif Romalılar'ın sömürmesi istenmiyor.

Dahası, Roma’nın doymak bilmez fetih iştahını Anadolu’nun vergileriyle finanse etmek zorunda kalması ciddi rahatsızlık yaratıyor.

Son olarak da küstah Roma Latince konuşarak Yunanca konuşan Anadolu’yu aşağılıyor ve köleleştiriyor. Yani Anadolu bir tür Roma İmparatorluğu işgali altına giriyor.

Bu süreçte Karadeniz’den gelen bir kahraman da batıya doğru hızla ilerliyor ve Roma İmparatorluğu’nu tehdit etmeye başlıyor.

Tabii Roma’nın aç gözlü vergi memurlarından artık bıkıp usanan Batı Anadolu kentleri de bu yürüyüşü sevinçle karşılıyorlar. Özellikle zenginliği dillere destan İyonya kentleri, başta Efes olmak üzere, Mithridates’i, kendilerini Romalılardan kurtaracak bir kahraman olarak görüyorlar.

Nitekim kral Mithridates MÖ 89 yılında Efes yakınlarına geliyor, burada kendisini karşılayan Roma ordusuyla çarpışıyor ve Arhelaus adındaki bir generalin komuta ettiği Roma ordusunu perişan ediyor. Alkışlar arasında da Efes’e giriyor.

Efes kenti o dönemde her ne kadar bir Roma sömürgesi durumunda da olsa kent oldukça zenginleşmiş, kısmen eski Yunan kimliğini de yitirmiş. Tabii bu durum Efes’in gerçek soylularını da oldukça rahatsız ediyor. Roma egemen güç olduğu için çok sayıda memur buraya gönderilmiş ve Latince konuşan, dolayısıyla Doğulu Helen kültürüyle hiç de barışık olmayan Latin kültürünü yaymaya çalışan bir nüfus oluşmuş.

Dahası, Efes’te de bu egemen kültüre hayran ve Roma’dan nemalanan Efesliler var ve onlar da artık Latinleşmiş, onlar gibi giyinmeye ve konuşmaya başlamışlar. Dolayısıyla bu Latin zümre Mithridates’in kente girişine karşı çıkıyor.

Mithridates son derece siyasi davranarak kente sakince giriyor, bu zümreyi korkutmamaya özen gösteriyor. Ama gece olduğunda Mithridates’in askerleri büyük bir katliama başlıyorlar ve bir rivayete göre sayıları 80 bin civarındaki bu Latin kültürü üyeleri tamamen ortadan kaldırılıyorlar. Bu olaya dünya tarihinde Efes Akşamı adı veriliyor.

Sonra ne mi oluyor? Mithridates zalimleşiyor, kontrolden çıkıyor, tüm İyonya’da bu kez hemen hemen soydaş olduğu halklarla arası açılıyor. Kovduğu Roma celladının yerine yeni cellat haline geliyor. Batı Anadolu kentleri bu kez tekrar Roma’ya yaklaşıyor ve ondan kurtuluş bekliyorlar. Eski düşman, bu kez daha güçlü geliyor, Mithridates’i uzaklaştırıyor ve Batı Anadolu’ya, bir daha çıkmamak üzere giriyor.

Nasıl ama?

Bizim yazdığımız kahramanlık öyküsünde Roma’nın tekrar gelişi tabii ki söz konusu olmayacak. Tarih belki tekrarlanır ama bazen bir takım farklarla.

Konumuz Efes madem, ne demiş Efes’li Heraklitos: ‘Aynı suda iki kez yıkanılmaz.’

9 Eylül zaferimiz kutlu olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.