Emin YEĞİNBOY

Emin YEĞİNBOY

ÜSTÜ YALANLARLA ÖRTÜLEN YANGIN: CHERNOBYL

A+A-

Yönetmen: Johan Reck

Senaryo: Craig Mazin

Oyuncular : Stellan Skarsgard, Jared Harris, Emily Watson, Paul Ritter

 

HBO ve Sky ortaklığında çevrilen 5 bölümlük mini dizi “Chernobyl”, öncelikle yansıttığı dönem atmosferi ve hikayedeki dramatik gerilimle olağanüstü etkileyici.

Etkileri hala süren bu felaketin perde arkasını izledikçe iktidar gücünü elinde tutanların ne kadar acımasız olabileceğini görmek insanı sarsıyor, nefret ettiriyor.

26 Nisan 1986, Ukrayna’da Chernobyl Nükleer Santralı’nda meydana gelen nükleer patlama, insanlık tarihinin yaşadığı en büyük radyasyon felaketi oldu. Hiroşima ve Nagasaki’ye atılmış atom bombalarından iki kat daha fazla radyoaktif madde yayıldı.

BM verilerine göre yaklaşık 50 bin kilometrekareye yayılan bir radyasyon kirlenmesi 3,5 milyondan fazla insanın etkilenmesine yol açtı. Kaç kişinin yaşamını kaybettiği ise tartışma konusu. Ruslar’ın belirlediği sayı şaka gibi: 31.

Onlarda yangın söndürme ve kurtarma çalışmaları sırasında yaşamlarını yitirenler. Bölgede bilhassa tiroid kanseri vakaları patlamadan sonra büyük artış gösterdi. Patlama 4 numaralı reaktörde gece geç saatlerde elektrik kesintisi testi yapılırken meydana geldi. 9 gün boyu devam eden yangın yukarı yönlü hava akımı yaratarak dünyaya ciddi oranda nükleer füzyon maddesi ve kül gönderdi.

Komünist Parti iktidar gücünün yara almaması adına patlamayı ilk günlerde önemsememeye çalışır. Batı karşısında Rus teknolojisinin küçük düşmemesi için çeşitli yalanlara başvurur. Alınacak tedbirlerin gecikmesi felaketin daha da büyümesine yol açar. Nükleer fizikçilerin uyarıları, parti yandaşlarının hoyrat ve cahilce tavırları karşısında çaresiz çığlıklara dönüşür. KGB gerçeği söyleyen fizikçileri tutuklamayı, susturmayı tercih eder. Viyana’da yapılan konferansta Fizik Profesörü Legasov tüm dünyaya yalan söylemek mecburiyetinde bırakılır.

Devletin suçu örtbas etmeye çalışmasının en büyük nedeni santralın daha en baştan yanlış bir tasarım olmasından kaynaklanıyordu. Bilim adamlarının bu konudaki uyarılarını yıllar boyu dikkate almayan devlet yalanla işi örtbas etmeye çalışır.  

Dizide karanlık ve kasvetli atmosfer izleyeni boğarcasına içine alıyor. İnsanların göz göre göre ölüme terk edilmesi veya hataların giderilmesi için ölüme gönderilmesi, bir savaştan daha dehşet verici gerçeklere uzanıyor. Politikacıların söyledikleri yalanlar her geçen gün geçerliliğini yitirirken, bilgi tek kurtarıcı olarak ortaya çıkıyor. Fakat nereye kadar? Gerçeği bilen ve ifşa edenlerin hayatları tehlikeye girer. Kentte yaşayan halkın tahliyesi bile gecikmeli bir karar olarak yürürlüğe girer. Tahliye edilen 300 bin kişi bugün bile evlerine dönmüş değil.

Nükleer çekirdeğin eriyerek toprak altına yayılmasını, dolayısıyla, akarsulara karışarak binlerce kilometrelik, binlerce yıllık bir doğa kirlenmesinin önüne geçilmesi için sıvı nitrojenin koruyucu katman olarak toprağın altına yerleştirilmesi üçüncü bölümde işlenmiş. Madenciler toprağın 150 metre altına tünel kazmaya başlar. Toprağın altında ısı 50 dereceye kadar yükselir. Kahramanca kazmaya devam ederler. İki diyalog; onların dik duruşu karşısındaki politikacı kaypaklığını vurguluyor. Proleter sınıf gerçeğini göstermesi açısından etkileyici diyaloglar. Zor zamanlarda sırtı sıvazlanan köleleştirilmiş  sınıfı Proleterya…  

Hikaye kişisel dramlar üzerinden yürüyor. İtfaiye eri Vasily İgnatenko ve hamile eşi arasındaki ilişki göz yaşartıyor.

Olay yerine varan ilk itfaiyecilerden olan Vasily, radyoaktif hastalığın akut etkilerinden yaşamını ilk kaybedenlerden olur. Eşi Lyudmilla’nın (Jessie Buckley) kederini ve yaşam mücadelesini son bölüme kadar izliyoruz. İlk bölümde radyoaktif serpintiyi kar zannedip oynayan çocuklar, nükleer tehlikenin nasıl sessiz bir tehlike olduğunun kanıtı. Görülmeyen, bilinmeyen, kokmayan ve öldüren bir düşman.

İnsani dramların birbirinden etkileyici olduğu dizide Fizik Profesörü Valery Legasov (Jared Harris) ve Başkan Yardımcısı Boris Shcherbina’nın (Stellan Skarsgard) hikayeleri ön planda rol oynuyor. Gerçekte de olayın en önemli kahramanları olan bu ikiliyi Harris ve  Skarsgard müthiş oynamışlar. Kurmaca bir karakter olan Fizikçi Ulana Komyuk’u Emily Watson oynuyor. Gerçeğin peşine detektif gibi düşen bir karakter. Hepsi gerçeğin safça peşine düşen bilim adamlarının, iktidar yalanları karşısında yaşadıkları kıyımın canlı örnekleri.

Çekimler ağırlıklı olarak Ukrayna ve Litvanya’da gerçekleşmiş. Gerçek olay mahalli Chernobyl’de yapılan çekimler de var. Pripyat hastane bodrumunda saklanan, itfaiyeci kıyafetlerinde hala ölümcül miktarda radyasyonun mevcut olduğunu görmek olayın ciddiyetini vurguluyor.

Senaryo “Hangover”’dan tanıdığımız Craig Mazin imzalı. Yönetmen ise Breaking Bad ve The Walking Dead dizilerinden referanslı Johan Renck.

Şimdi düşünüyorum da zamanında “hafif radyasyon iyi gelir” deyip radyasyonlu çay içen veya “radyasyon var diyen, dinsizdir” diyen Türk politikacıları aklıma geliyor. Böyle insanların politikacı olarak boy gezdirdiği ülkeleri, Tanrı nükleer felaketlerden korusun. Görüyoruz ki dönemin Komünist Parti yöneticileri de farklı davranmamışlar.

Bir korku filmi gibi izlenen bu felaketi, sakın ola ki kaçırmayın. Dizi bittikten sonra ilk bölüme dönerek tekrar izlemek bazı noktaları daha iyi aydınlatıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.