Kürşat BAŞAR

Kürşat BAŞAR

UZUN KULAKLAR, HAFİYESİ MAHMUT'LAR VE MAHREMİYET

A+A-

Herkes, herkesin özel hayatının içinde...

İlk gençlik yıllarımda sevgilimden gelen bir mektubu annem benden habersiz okumuştu. Bunu anladığım zaman sahiden delirmiştim ve günlerce bana kendisini nasıl affettireceğini düşünerek uğraşıp durmuştu.

Anneler, çocukların kötü bir şey yapmaması için mahremiyetlerine olur olmaz dalarlar. Eşler de; kocalarının, karılarının arkalarından bir iş çevirdiği kuşkusuyla…

Konu komşu herhangi bir sebep olmasa da mahremiyete meraklıdır. Şirketlerde, arkadaş topluluklarında, cemiyet hayatında bu hiç değişmez. Bizde mahremiyet sadece lafta bir kavramdır. Hele biraz ünlüyseniz orasını hiç söylemiyorum.

O zaman zaten mahremiyet sizin için unutmanız gereken bir şey. ‘Madem ki ünlüsün, özel hayatın yok’ gibi garip bir söylem gelişmiş. Oysa göz önünde olan insanların değil, ancak kamu adına görev yapanların özel hayatları, ki o da belli hallerde, sizi ilgilendirebilir.

Çocukken babam, dedem, kapımızı tıklatmadan odamıza girmezdi. Şimdi sevgililer birbirlerinin en olmadık şeylerine bile karışıyor, onları takip etmekte bir mahzur görmüyor, sosyal medya hesaplarını ele geçirmek için illegal programlar araştırıyor.

Hatta bazen yasa dışı birtakım şeyleri bile kullanmayı göze alabiliyor. Öyle ki boşanma davası açan bir arkadaşım, birkaç kişi bulmuş, bunlara kocasını takip ettirmiş, mail’lerini, yazışmalarını ele geçirmiş. Adam bunu anlayınca kıyamet koptu. Çünkü aslında bu yaptığı suçtu.

Sonuçta kocasını yakalayıp, boşanırken daha fazla şey koparmaya çalışırken bir de özel hayata müdahale etmekten davalık oldu. Bir arkadaşımızın kızı sevgilisiyle kafayı bozmuştu. 20’li yaşlarının sonunda…

Çocuğun her şeyi gözetim altında olmakla birlikte yine de şüphelenmeye devam ediyor, sabahtan akşama nereye gitti, nereden geldi, telefonu açıldı mı, kapandı mı, Face’e girdi mi, çıktı mı bunlarla uğraşıyor.

Nihayet oğlanın evine gelip gittiğinden kuşkulanılan kız tanıdık çıktı da hepimiz bu dertten kurtulduk diye sevindik. Ama birkaç hafta sonra asıl kurtulan oğlan oldu. Bu duruma daha fazla katlanamayıp kızdan ayrıldı.

Mahremiyet gerçekten de sıkıntılı bir durum bizde. Arkadaşlıklarımızda da çok farklı değil. Herkes herkesin özel hayatının içinde…

Hatta bir süre sonra ciddi ciddi birbirinin hayatına karışıp akıl vermeler başlıyor. Karı-koca veya iki sevgili arasındaki en mahrem konular başkalarının diline düşüyor, tartışılıyor, anlatılıyor. Belki birkaç yıl sonra hiç görüşmeyeceği bir arkadaşına ailesinin en gizli sırlarını anlatmakta mahzur görmeyenler çok…

Bence bunda yetişme biçimimizin yanında, başımıza gelenlere tek başımıza katlanma zorluğumuzun da rolü var. Sosyal medyayla birlikte, mahremiyet iyice ortadan kalktı. Kim kiminle, nerede, ne yapıyor, ne yiyip içiyor, ne alıyor, ne giyiyor, kiminle birlikte, kimden ayrıldı, aşık mı oldu, terk mi edildi, kime laf sokuşturmak istiyor, hepsini okuyabiliyoruz. Tanıdığım ne kadar evli çift varsa evde mutlaka bir Facebook, Twitter kavgası var. ‘Madem gizli bir şeyin yok, neden şifreni bana vermiyorsun?’ sözü revaçta…

Lafını açıktan söylemek, dobra olmakla kabalık da birbirine karıştı. Herkes tanısın tanımasın istediğine istediğini yazabileceğine inanıyor artık. Hem de en ağır biçimiyle…

Bir yanda yumurta kafalar, bir yanda troll’ler, bir yanda kendine gizli hesaplar açıp onu bunu takiple uğraşan hafiyeler…

Güya özel hayatın gizliliği hukuksal olarak koruma altında ama devletin olur olmaz insanları dinlemeyi iş edindiği, alakasız insanları takip etmek için birimler oluşturduğu bir yerde insanlardan ne beklersiniz?

Daha teknoloji bu kadar gelişmemişken, bir arkadaşım Çin’den mi artık Japonya’dan mı bilmiyorum, bir alet getirmişti. Bununla konu komşunun telsiz telefon konuşmalarını dinliyordu.

İnsanın ne kadar işi gücü olmaması lazım ki böyle bir şeyle uğraşsın?

Onun bunun işine burnumuzu sokup, onların hayatını kurcalayacak yerde kendi hayatımıza biraz daha odaklansak herhalde en azından daha faydalı bir şey yapmış oluruz. Ve tabii başkalarının hayatlarını çok merak edenlerin, kendi özel hayatlarına girildiğinde nasıl hissedeceklerini düşünmeleri de iyi olur.

Oğlunuzun özel hayatını kurcalayıp, sevgilisiyle yazışmalarını okudunuz örneğin. Ama teknolojiyi sizden çok daha iyi bilen biri olarak aynı şeyi o yapsa ya da daha basitini söyleyeyim, sizin yatak odanızı dinlese hoşunuza gider mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.